26 Şubat 2012 Pazar

mütemadiyen

masal anlatıyorsunuz, uyuyorum..
kızıyorsunuz, duyuyorum..
bir bahane aranıyorsunuz, uydurulacak bir kılıf..
"neden çekilip gidilir masallardan?"
Çocukluğum kadar derin değilim, aldanıyorsunuz..
örüntülerimden çekiştirirken,
çıplağım, kör müsünüz! derimden dahi soyunup duruyorum karşınızda..
korkum da yok sonlardan,
sonlanmadan biten şeyler yeğliyorum ancak..

bana leş yiyicilerden, ustura ellerden,kazıklanmış kalplerden, mayınlardan söz etmiyorsunuz ki..
masal anlatıyorsunuz,
elbette uyuyorum..

18 Şubat 2012 Cumartesi

Ey Dilek,

kendi(ni) acılarına siktir(,) git!

siz bana değdiniz doğrusu :)


kozadayım,
size bir kelebek masalı anlatmayacağım,
bu hamam böceğinin öyküsü,
ben bir öyküntüyüm..

zihnim ayaklarımda ve geçtiğim yollar benim bilincim,
kafamı koparmaya yeltenecek mideniz karşında ben,
o olmadan da yaşayabilirim!
-topukladığım belleğim-
sınamaya olan düşkünlüğünüz karşısında ben,
susuzluğa zaafım karşılığıyla vahşi"leş"ebilirim..

..ben bir pisliğim..
tek atımlık hakkınızdan önce sormanızı istediğim,
ben,
size değer miyim?

16 Şubat 2012 Perşembe

dolu gözüm toprağı yıkıyor..


ben ne zaman neşeyi indirsem yüzüme,
solucanlar basıyor mermeri..
ölü ve zorbalanmış..

bana gül deme!!

3 Şubat 2012 Cuma

dürtme beni, gece basarsa ilk seni ele veririm..

bunun tartışılacak bir yanı mı var, bir yalanı daha ne kadar evirip çevirip, o köşe senin bu köşe benim yaslayıp seyredebiliriz ? hem ne gereği var, ben değil miyim her sözünüze inanan.. yalanlarınıza inanan da benim.. üstelik attığınız taklaların hesabını tutabilecek bir bilinçle..

ama ya siz, kendinizi temize çekmek için,
hem siz neden benden duymak istiyorsunuz ki sizi?

inanç, o ulu sözcük.. böyle dememiş miydiniz "inanmak olmaktır"
inancım olmanız, kafi değil mi?

yok-sa siz!!
boşverin..